Uzm. Cemil PASLI

Uzm. Cemil PASLI

Şu kısacık hayatı daha kaliteli,dolu dolu,anlamlı yaşamak isteyen tüm dostlarımla hayatın güzelliklerini paylaşmak ve hayatımızı daha da güzelleştirmek için buradayım. "İlmini muhtaç olandan esirgeyene, gökteki kuşlar ve denizdeki balıklar lanet eder." hadisi şerifi emrince tüm bildiklerimi insanlara bu kanaldan sunmak istedim.Hepinize ,herkese bir "tık" mesafesindeyim...

2010 Başlarken Plan Yapma Kültürümüz üzerine…

3/1/2010
Kategori: sosyal

 

           Geçen hafta ki yazımızda “Mazi müstakbelin tarlası, müstakbel mazinin aynasıdır.”demiştik.

 

            2009 yılını kendi açımızdan masaya yatırdık. Bütün yıl boyunca yaşadıklarımızı sinema perdesi gibi gözümüzün önünde canlandırdık. Ve başladık notlar almaya, tespitler yapmaya.

 

            Başarılarımız, yanlışlarımız, kazandıklarımız, kırdıklarımız, gitmemiz gerekirken gitmediklerimiz, geldiklerinde gereken değeri   vermediklerimiz, işimiz,dostlarımız, sağlığımız, benliğimiz, ailemiz, yapabildiklerimiz, yapamadıklarımız.

           

            Kısaca tüm yılın bilançosunu önümüze aldık. Bu bilançoyu dikkate alarak başladık 2008 yılının planını yapmaya. Tabi önce 2009 dan devreden ihmaller, borçlar, kırgınlıklar, eksiklikler giderilmeli. Sonra günlük, haftalık, aylık, 3 ve 6 aylık planlama yapılmalı. Neden plan yapılmalı ? İnsanın en kıymetli sermayesi zaman da ondan.

 

3 şeyi yapmak çok zordur kıymetli dostlar:

 1.Sır tutmak

2.Affetmek

                             3.Boş (serbest) zamanı değerlendirmek

            Evet şunu kabul ediyorum. Bir çok plan uygulama da %100 başarılı olamayabilir. Ama plansızlık insanın en kıymetli sermayesinin en azından % 50 sinin çöpe atılması ,boşa geçirilmesi demektir.Oysa Peygamberimiz 5 şey gelmeden 5 şeyin kıymetini bilin diyor.Bu beş şeyden birisi de meşguliyet gelmeden boş vaktin kıymetini bilmektir.

 

            Bizden 14 asır önce yaşayan Peygamberimizin hayatını  belli bir plan ve program dairesinde yaşadı. Adeta bu günkü ajandalara günlük programı düzenlenmiş gibi hareket ederdi. Kayınpederleri Hz.Ebu Bekir ve Ömer’i, damatları Hz.Osman ve Ali’yi, halasını, ashabı suffeyi, eşlerini ziyaretleri, alışveriş yapma zamanları ,ibadet zamanları kısaca tüm hayatını bir plan ve program dairesinde yaşıyordu.

 

            Öyle ki hicret emri Hz. Cebrail tarafından Peygamberimize getirildiğinde derhal Hz. Ebu Bekir’e gitmişti. Hz.Ebu Bekir kapıyı açtığında karşısında Allah Resulünü görünce “Ey Allah’ın Resulü ,mutlaka olağandışı bir şey  var .Çünkü sen bu saatte hiç gelmezdin” demiştir.

 

            Özellikle devam eden alışkanlıklarımızı mutlaka gözden geçirmeliyiz.Zaman içerisinde alıştığımız olumsuz davranışlar bizi esareti altına alıyor ve hayatın adeta olmazsa-olmazı oluyorlar.Sigara,kahvehane,nargile, haber dinleme,akşamları sık sık arkadaşlarla aileden uzak dışarı da geçirme,7 saatten fazla uyuma,okey oynama ,v.b.

 

            Dostlar, ben yukarıda saydığım davranışlar kesinlikle yapılmasın, yaşanmasın demiyorum. Hayatımızın genelini işgal etmesin, mutlaka yapmalıyım,bunu yapmazsam ben de bir şeyler eksik kalacak şeklinde olmasın.Eğer onlardan daha değerli yapacağımız işler olduğunda bunlar bizi engellemesin.

 

            Sigara içmemek en iyisi ama ,tiryaki iseniz eşiniz ve çocuklarınıza zarar vermeden o ihtiyacınızı giderin.Çocuğunuz sizden ödev konusunda yardım istediyse ya da eşiniz sizinle bir meseleyi paylaşacak sa boş verin o günde haber dinlemeyin.

 

            2009 arkamızda kaldı, 2010 önümüzde duruyor.2009 u ne kadar iyi tahlil eder ne kadar iyi yorumlarsak 2010 yılımız o kadar dolu ve kaliteli geçecektir.2009 da ki yaşanan tarihi ibretle okursak hatalarımız tekerrür etmeyecektir.

 

            El mühim: 2009 ve ona dair ne varsa 2009 da kaldı cancağazım, 2010 da yeni şeyler söylemek , yen, şeyler yapmak lazım.

           

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

2009 biterken hesap yapma kültürümüz üzerine…

3/1/2010
Kategori: sosyal

 

            Bu gün bir yıl daha bitti yeni bir yıl başlıyor. Zaman insanın en kıymetli hazinesi.

           

            Büyük müfessir Fahrettin Razi insanın en mühim sermayesi olan zamanı anlatırken bir misal verir. Bağdat sokaklarında dağdan getirdiği kar’ı satan satıcının feryadını duymuştur. Satıcı şöyle bağırmaktadır:”Sermayesi eriyen bu zavallıya yardım edin”.

 

            Ömür sermayemiz olan zaman yani bize verilen ve bizim ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz belirli, sınırlı olan mühlet hızla erimektedir.

 

            Kuranı Kerim total zamanımız olan ömrü anlatırken “bir bulut gibi geçer” ifadesiyle zamanın ne kadar hızlı aktığını belirtir. Yine asr suresinde zamana yemin eden Kuranı Kerim zamanın önemine ısrarla vurgu yapar.

 

            Yüce Allah insan ,alışkanlıkla bu sahip olduğu sermayeden gafil olmasın, onu heba etmesin istemektedir. Bu sebeple sürekli elindeki sermayeyi insana farklı sunar.Dün bu günün aynısı değildir,ya daha kısa ya daha uzundur,iklim şartları aynı değildir,insanın kendisi sürekli değişmektedir.Ve bu değişiklikler,bu tazelenmeler,bu farklı sunuşlar hep insanın sürekli azalan en kıymetli sermayesine dikkat çekmek içindir.

 

            İki günü birbirine eşit olan zarardadır.(Hz. Muhammed)

 

Dün ve düne dair ne varsa dünde kaldı cancağızım.Bu gün yeni şeyler söylemek lazım.(Hz.Mevlana)

 

Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur.Dünya bir misafirhanedir.İnsan ise onda az duracaktır.Şu kısa dünya hayatında iki dünyaya lazım olan şeyleri kazanmakla mükelleftir.(Bediüzzaman Said Nursi). 

 

            Zamana dair çok şeyler söylenmiştir. Kuranı Kerimin bize takvim olarak bahsettiği ayın hali de bizim için ibrettir. Adeta gökyüzü bir ekran ay da  grafiklerle her gün bize zamandan, zamanın geçtiğinden haber veren bir haberci gibidir. Ümmi bir adam bile bu mükemmel grafikten dersini alır. Kamer  sürekli incelen ,kalınlaşan,daire haline gelen bir yapıyla bize çok şeyler hatırlatmaktadır.

 

            O halde yapılması gereken şey bir mali müşavir , muhasebeci titizliğiyle hesap yapmaktır. Günlük, haftalık, aylık, yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık gibi dönemsel hesaplar.Çocukluk, gençlik, orta yaş, yaşlılık, ihtiyarlık gibi mevsimsel hesaplar.

 

            Kendimiz hesaba çekilmeden önce (prova yapar gibi) hesaba çekmeliyiz. Ve bu hesaplarımızı mutlaka iki dünyayı içine alacak şekilde yapmalıyız. Günümüz insanının problemi hesap yapmamak değil , yaptığı hesaba Allah’ı dahil etmemektir.(M.İslamoğlu) İki cihanı kapsayan hesaplamalarımız da Yüce Allah’ı “en belirleyici etken” olarak hesaba dahil etmeliyiz.

           

            Mazi müstakbelin tarlası, müstakbel mazinin aynasıdır.2009 u ne kadar iyi etüt eder, eksik, noksan, pozitif , negatif taraflarımızı ortaya koyar ve önlemlerimizi alabilirsek, hazırlığımızı yapabilirsek 2010u o kadar (iki cihan adına) kaliteli geçecektir.İsraf haramdır.İsrafta hayır olmadığı gibi , hayırda da israf yoktur.Ve en kötü israf zaman israfıdır.

 

        Tüm okurlarımın 2010 yılında her bir anının dolu dolu yaşandığı , değerlendirildiği sağlıklı bir ömür yaşamalarını  diliyorum.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GÜLÜMSEMENİN DEĞERİ VE ÖNEMİ

22/12/2009
Kategori: sosyal

 

İlk kendine günaydın de uyanırken…

Ve ilk kendine gülümse aynalarda…

Bir tatlı söz söyle kendine ve tebessüm et…

 Ve umursa kendini teşekkür et kendine…

Sevmekle başlar her şey önce kendini sev…

Ve paylaştıkça çoğalır sınırsız ver…

Dost ol kendine dürüst ol…

Bir sevda sun yalansız…

Ve ilk kendine gülümse aynalarda…

Sonra göreceksin binlerce yüzde yansımanı.

 

PARANIN ALACAĞI VE ALAMAYACAĞI ŞEYLER

 

Para ,ilaç alır ama sıhhat alamaz,

Para ,yiyecek alır ama iştah alamaz,

Para , eğlence alır ama mutluluk  alamaz,

Para , ev alabilir ama yuva alamaz,

Para, yatak alabilir ama uyku alamaz,

Para lüks akabilir ama kültür alamaz.

 

EN ZOR VE EN KOLAY

 

            Bektaşiye sormuşlar Dünyada en zor ve en kolay şey nedir ?

Cevap vermiş: En zor şey ,kendini bilmektir.En kolay şey ,nasihat vermektir.

 

ÖĞRENME TARİFELERİ

 

Öğrenmenin maliyeti vardır.

Önceden öğrenenler , indirimli fiyattan öğrenir,

Otoriteden öğrenenler,özgürlük bedeliyle öğrenir,

Deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından öğrenir,

Hayattan öğrenenler,gecikme zammıyla öğrenir,

Hayattan da öğrenemeyenler ,boşa gitmiş hayatlarıyla başkalarına ders olur.

 

 

ÖZ VE BİLİNÇ!

 

Düşüncelerini önemse;

Sözlere dönüşüyorlar,

Sözlerine dikkat et;

Eyleme dönüşüyorlar,

Eylemlerine dikkat et;

Alışkanlıklara dönüşüyorlar,

Alışkanlıklarına dikkat et;

Karakter ve kişiliğe dönüşüyorlar,

 

 

ÖNEMLİ PRENSİPLER:

 

1)   Do not get into trouble. Başını belaya sokma.

2)   Aim for greater heights. Daha yüksek hedeflerin olsun.

3)   Stay focused on your job.  İşine odaklan.

4)   Exercise to maintain good health. Sağlık için egzersiz yap.

5)   Practice Team work, Takım çalışmalarına katıl.

6)   Rely on your trusted partner to watch your back. Arkanı kollaması için dürüst bir ortağına güven.

7)   Save for rainy days. Fırtınalı günler için tedbirli ol.

8)   Rest and relax. Rahat ol ve panikleme.

9)   Always smile when your boss is around. Amirin ortalıktayken genellikle gülümse.

10)  Nothing is impossible. Hiç bir şey imkânsız değildir


 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yukarıya çıkarken tekbir ;aşağıya inerken tesbih edin.

15/12/2009
Kategori: ahlak

 

            Peygamberimiz seferler de yükseğe çıkarken tekbir getirir, aşağıya doğru inerken rabbini tesbih ederdi. Ne kadar muhteşem bir uygulama.

 

            Bu uygulamanın sosyal hayatımıza bakan yüzlerce hikmeti var dostlar.

 

            İmtihan yeri olan bu dünyada hepimizin hayatı iniş ve çıkışlarla dolu.

 

            Yükselirken zenginlerken, akademik kariyer basamaklarını çıkarken, makam ve mevkilere kavuşurken, mal ve evlat sahibi olurken ; kısaca yeryüzünde insanın gururunu okşayan ne kadar yükseklik vasıtası varsa onlara sahip olunca sünneti seniyye gereği tekbir getireceksin.

 

Yani bu dünya imkanlarına sahip olduğunda nefsine bir gurur ve kibir gelmemesi için “Allah en büyük” diyeceksin.”Allah her şeyden daha büyük”.

           

            Çünkü nefs ve şeytan koalisyonu insanı birkaç dünya nimetine sahip olunca “küçük dağları ben yarattım” havasına sürükleyebilir.

 

            Bu gün toplumda örneklerini görüyoruz. Daha dün beraber olduğumuz insanlar dünyanın kısacık makam, mevki ,şan, şöhret ,para,araba v.b. süslerine sahip olduklarında değişiyorlar.Uçuyorlar. Oysa uçmak kolay ,inmek zordur.Halbuki dünyada bize verilen her imkan bir deneme aracıdır.Bir test vasıtasıdır.Bu testleri çoğu zaman insanlar kaybediyorlar.

 

            İnerken de yani sahip olduğumuz imkanları ,makamı, mevkiyi, parayı, şöhreti v.b. kaybederken de Allah’ı tesbih etmek. Yani mal, mülk, dost, şöhret bunları kaybetsen de “Rabbin seninle beraber unutma,onu tesbih ettiğin sürece” , her şey seni terk etse de tesbih ettiğin sürece Rabbin seni terk etmeyecek.     

 

 

            Bu uygulama ibadetlerin fihristesi namazda da kendini gösterir.En yüksekte kıyamda olduğumuzda tekbir getiririz, ruku ve secdelere tesbihle ineriz ve rabbimize en yakın olduğumuz anı, secdeyi tesbihle geçiririz.Burdan hareket edersek iniş çıkıştan bizi rabbimize daha fazla yaklaştırır.

 

 

            Daha güzeli ,en güzeli kendimizi bir yolcu , dünyayı bir han olarak görebilmek.İnişin çıkıştan hiçbir farkının olmadığını tekbir ve tesbihin aynı zata olduğunu ; hatta belki de tesbihin tekbirden o zatı daha fazla memnun ettiğini bilebilmek.     

 

             Bu hakikat kainattaki tüm ibadetleri içerisinde bulunduran namazda da kendini gösterir.Kıyamda ,yukarıda, yüksekte iken tekbir getiren müslüman ,rüku ve secdeye giderken yani aşağıya inerken rabbini tesbih eder.Ve secde kulun rabbine en yakın olduğu andır inişin sonundaki secde.

 

            Hayatını yukarıda saydığımız esaslar çerçevesinde yaşamış olan Bediüzzaman’ın sözleriyle yazımı tamamlıyorum:

 

İ'lem eyyühe'l-aziz! (Bil ki ey aziz  ) Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan (işlerinden) kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

 

            Rabbim hayatımızdaki iniş ve çıkışları hakkımızda hayırlı kılsın. Amin.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HZ. ALİ EFENDİMİZDEN.

8/12/2009
Kategori: ahlak


             Dünyadan çekinmenizi tavsiye ederim; çünkü orası çadırın söküleceği yerdir; suyuna, otuna kapılıp oturulacak yer değildir. Aldanış sebepleriyle bezenmiştir, süsüyle aldatmıştır. Bir evdir ki Rabbinin katında horlanmıştır. Helâli haramına, hayrı şerrine katılmıştır. Yaşayışı ölümledir, tatlılığı acılıkla. Yüce Allah, dostlarına arı-duru etmemiştir onu; düşmanlarından da sakınmamıştır onu. Hayrı azdır, şerri çok. Ondan toplanan biter; devleti tez alınır gider; onu onaran harap eder. Ne hayır var o evde ki yapısı çöküp gidecek, ne fayda umulur o ömürden ki yenilen -içilen şeyler gibi eriyip bitecek; ne bereket aranır o yolculuktan ki sonu gelecek; konulacak yere varılıp ulaşılacak.

 

Sizinse ecellerinizi anmanız yitip gitmiş, yalan istekler sizi kavrayıp kaplamış; dünya, âhiretten fazla sizi avucuna almış; tez elde edilen dünya nimeti, zamanla elde edilecek âhiret nimetini gönüllerinizden çıkarmış. Siz Allah dininde kardeşlersiniz; fakat sizi birbirinizden ancak üzerlerinizdeki pislik, gönüllerinizdeki kötülük ayırdı, aranıza ayrılık saldı; birbirinize yardım etmiyorsunuz, birbirinize öğüt vermiyorsunuz, birbirinize ihsanda bulunmuyorsunuz, birbirinizi sevmiyorsunuz, sevişmiyorsunuz. Ne oluyor size de, dünyada elde ettiğiniz az bir şey sizi ferahlandırıyor, âhiretten yitirdiğiniz çok çok lütuflar, sizi hüzne salmıyor?

 

Dünyadan yitirdiğiniz az, ehemmiyetsiz şeyler, sizi ıstıraba atıyor; belirtisi yüzlerinizde görünüyor, sabrınızın azlığından beliriyor; elinizden çıkana dayanamadığınız anlaşılıyor. Sanki dünya, durup kalacağınız durağınızmış, malı-mülkü de sanki hep elinizde kalacakmış, yitip gitmeyecekmiş. O da ayıbını yüzüne karşı söyler diye korkuyorsunuz da hiç biriniz, kardeşinin ayıbını yüzüne karşı söylemiyor, ona öğüt vermiyor. Bir müddet sonra gelip çatacak âhireti terk etmeyi, elinize hemen geçecek dünya sevgisine katıp onu bulandırdınız; din sözü yalnız ağzınızda, sanki onu bir kerecik tattınız. Sanki her biriniz işini görmüş, bitirmiş, efendisinin razılığını elde etmiş.

 

KIZILDERİLİ YAŞLIDAN TEK KELİMELİK HAYAT DERSİ.

 

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:

"İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş.

Kurtlardan biri; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü  , kibri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.

 

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor."

 

Gençlerden biri "hangi kurt kazanacak?" diye soruyor ve yaşlı adam kısaca cevap veriyor:

 

                      "Beslediğiniz"

 

BU GÜNÜN SÖZLERİ

 

""Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır… Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur… Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur… Etrafınıza bakmaya zaman ayırın,günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır… Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur"….. Goethe"

 

Bir şeyin fiyatını bilmek ayrı, değerini bilmek ayrıdır.

Arkanda düşman olduğunu bilirsen önündeki düşmanla savaşamazsın.

Zayıfların ümitleri,güçlüklerin iradeleri vardır.

Yakındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir.

Küçük işleri iyi yapmak büyük işleri daha iyi yapmaya giden yoldur.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı